




Babakale'nin yer
aldığı Antik Troas bölgesi ve Edremit körfezi zeytini ve zeytin yağı
ile çok meşhurdur. Eğer bir tepeden veya yüksekçe bir yerden
aşağıya doğru bakarsanız daima altınızda zeytin ağaçlarının yükseldiği
teraslanmış bir vadi ve Ege denizini görürsünüz.
Zeytin yeşili bir gölge ve mavi. İşte Anadolu ve işte zeytin ağacının anavatanı. Zayıf kalkerli toprak ve kayalar. Uzun ve sıcak yazlar. (fakat 40oC den fazla değil). Rüzgarların rahatça ağaç dalları arasından esmesine izin veren tepeler. Çok uzak olmayan mavi deniz. -10oC den soğuk olmayan ve 450-650 mm yıllık yağış alan yumuşak kış ayları.
Zeytin ve Zeytin Yağının Tarihçesi
Zeytin Ağacı... İnsanlığın 39.000 Yıllık
Dostu
İlk
Efsane: Nuh Tufanı
Eski Ahit: “Refahın ve bolluğun sembolü zeytinyağı”
Hakimler Kitabı: Ağaçların kralı
Yunan ve Roma Mitolojileri
Zeytin ağacının kutsallığı konusunda, sadece Yunan Mitolojisi değil, Roma Mitolojisi de zengin örnekler sunar. Roma’da olaylar Yunan Mitolojisi’yle aynı, sadece tanrı ve tanrıça adları farklıdır. Romalılara göre zeytin ağacı, kutsallığını, Roma Mitolojisi'nde Athena ve Zeus’un karşılığı olan, Minerva ve Jupiter’den alır. Apollon ve Artemis gibi, Roma’nın efsanevi kurucuları Romus ve Romulus da bir zeytin ağacının altında dünyaya gelirler. Yunan Mitolojisi'ndeki Herakles’in adı Roma’da Herkül’dür. Ve Herkül, Akdeniz ülkelerine yaptığı 12 efsanevi sefer sırasında zeytinyağını bolca kullanmakla, bu kutsal sıvıyı heba etmekle suçlanır tanrılar tarafından.
Söylenceler ve efsaneler bir yana, zeytin ağacının anavatanının neresi olduğuna
dair bilim dünyası kesin bir şey söylemiyor. Bu konuda çeşitli varsayımlar var.
Bugüne dek bilim dünyasında en çok kabul gören varsayıma göre, zeytin ağacının
anavatanı Ön Asya ve Mezopotamya'da Milattan Önce 5 bin yıllarında yabani
zeytin ağacı ilk kez yaklaşık bu coğrafyada ehlileştirildi. Yine Milattan Önce
5 bin yıllarında İtalya’da zeytinin besin maddesi olarak kullanıldığını
gösteren buluntular da, varsayımların İtalya üzerinde yoğunlaşmasına yol
açıyor. Ancak bilim dünyasında son zamanlarda kabul görmeye başlayan başka bir
varsayıma göre, zeytin ağacının anavatanı Kuzey Afrika.
Elimizdeki verilerle bir tarih haritası oluşturmaya
çalışırsak…
Zeytinyağı kültürünü Akdeniz'e yayan Giritliler
Zeytini işlemeyi tanrıçalarından öğrenen Mısırlılar Eski Mısırlılar zeytini ve bu kutsal meyvenin nasıl işleneceğini kendilerine tanrıça İsis’in öğrettiğine inanırlardı. İsis’in Nil’in suladığı bereketli Mısır topraklarının tanrıçası olması, bu inancın temelini oluşturuyordu. Eski Mısır’da zeytin, tanrısal erdemlere eşlik ederdi. Firavun Tutankamon’un başındaki zeytin yapraklarıyla örülü taç, adaletin taçıydı. Güneş Tanrısı Râ’ya,
aydınlanmanın simgesi zeytin dallarını sunan III. Ramses (Milattan Önce
1198-1166), bundan duyduğu övüncü şu sözlerle dile getirmişti: “Senin şehrin
Heliopolis’i zeytin ağaçlarıyla süsledim. O zeytin ağaçları ki, meyvelerinden
halis zeytinyağı elde edilir. Bu zeytinyağı, senin tapınağını aydınlatan
kandilleri besleyen yağdır.” Mısır’da zeytin üretiminin yapıldığını ortaya koyan tarihi belgelerden biri de, Mısır’daki en eski firavun piramidi olan Sakkara’nın duvarlarında yer alıyor. Milattan Önce 2500 yılında inşa edilen bu piramidin duvarları, zeytin sıkma işlemini gösteren figürlerle süslü. Bu örneklere ek olarak belirtilmesi gereken bir diğer önemli bilgi de, Hayfa’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan zeytinyağı değirmeni. Yaklaşık Milattan Önce 4 binli yıllara ait olduğu sanılan bu değirmen, Mısır medeniyetinin yeşerdiği coğrafyada zeytinyağı üretildiğini gösteren en eski tanık. Nitekim Eski Ahit bize, Mezopotamya’da yaşayan Sami ırkların zeytinyağını günlük yaşamlarında yoğun olarak kullandıklarını tartışılmaz biçimde gösteriyor.
Giritliler’in ardından
Fenikeliler Zeytinyağı kültürünü Akdeniz’e yayma onurunu Giritliler’in ardından, Milattan Önce 1200-333 yılları arasında Fenikeliler üstlenir. Fenikeliler, tekneleriyle Sidon ve Sur gibi ticaret şehirlerinden Kartaca başta olmak üzere Kuzey Afrika, Sicilya ve İspanya’daki ticaret kolonilerine yıllarca zeytinyağı taşırlar. Yıllar sonra ise Helen ve Roma medeniyetleri, Fenikeliler’in yolundan yürürler, zeytin ağacını Akdeniz’in biricik sembolü yapmak için.
Zeytinyağı kültürünün temeli Yunanlılar
Antik Yunan’da günlük beslenmenin en değerli parçası zeytinyağı ve zeytindir. Çorbadan soslara, börekten bulamaça kadar, her yemek zeytinyağıyla pişirilir. Yunan Medeniyeti’nde kişi başına ortalama yıllık zeytinyağı tüketiminin 15 litre olduğu sanılıyor. Özgür bir Atina yurttaşının yıllık zeytinyağı tüketimi ise 55.5 litre. Bunun 20 litresini beslenmede, 30 litresini günlük kişisel bakımında, 0.5 litresini sağlık amacıyla ilaç yapımında, 2 litresini dini ayinlerde, 3 litresini ise aydınlanmada kullanıyor.
Roma’nın devraldığı miras “Mare Nostrum” (Bizim Deniz) dedikleri Akdeniz’i, eski moda deyimle bir göle çevirerek, Cebelitarık’tan Mısır’a, Adriyatik’ten Kuzey Afrika’ya kadar zeytinyağı ticaretini canlandıran Romalılar'dı. İtalya, Güney Fransa (La Province) Kuzey Afrika ve İspanya’daki büyük alanları zeytin tarımına açan da. Zeytin tarımında ve zeytinyağı üretiminde bugün bile uygulanan teknikleri geliştirerek, zeytinyağları kalitelerine göre sınıflandıran da. Romalılar'ın zeytinyağı kültürüne bir diğer katkısı da, zeytinyağının mutfaktaki kullanım alanını genişletmeleri oldu.
Roma’dan bugüne uzanan yollar
Fenikeliler'in
açtığı yollardan yürüyen Grek, Kartaca ve Romalılar'ın yaygınlaştırdığı
zeytinyağı kültürünün son halkasında müslüman Araplar var. Zeytin ağaçlarının
Akdeniz’i çepeçevre sarması, zeytinyağı cenneti Endülüs’le tamamlanıyor. Aynı
dönemde Akdeniz’in batısında başka önemli gelişmeler de yaşanıyor. Fransisken
rahipleri, 1560 yıllarına doğru zeytin ağacını yeni fethedilen Latin Amerika’ya
götürüyorlar. Böylece zeytin ağacının Akdeniz’den başlayan ve Peru, Arjantin,
Şili, Meksika’yı kapsayan serüveni, Kuzey Amerika’ya da ulaşıyor. 18’inci
yüzyılın sonunda doğru Kaliforniya’da zeytin tarımına geçiliyor. Fransisken
rahipleri ayrıca,zeytin ağacınıAmerika’nın dışında Japonya ve Çin’e
de götürüyorlar.
Romalılar’dan günümüze uzanan dönemde ortaya çıkan bir diğer önemli gelişme de,
Osmanoğulları'nın Akdeniz medeniyeti kervanına katılmasıdır.
Ve Anadolu…
Ne yazıktır ki, zeytin
ağacı ve zeytinyağı kültür tarihine ilişkin yapılan çalışmaların hiç birinde
Anadolu’nun adı bile geçmez. Ön Asya ise, üstünkörü birkaç sözle geçiştirilir.
Oysa zeytin ağacı ve zeytinyağı kültüründen söz açıldığında, Anadolu’dan
bahsetmemek olmaz.
Zeytinyağı Cenneti Klazomenai Ancak Anadolu’nun bu konudaki talihi artık değişiyor. Çünkü Urla’daki antik Klazomenai kentinde yapılan arkeolojik çalışmalarda, 2500 yıllık tarih gün ışığına çıktı. İyonlar'ın Milattan Önce 10’uncu yüzyılda kurdukları antik kent Klazomenai’de, Komili’nin sponsorluğunda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, zeytinyağı üretimi konusunda çok çarpıcı bulgular elde edildi.
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven Bakır başkanlığında yürütülen çalışmalarda elde edilen bulgular bize şunu gösteriyor: Klazomenai’de, Milattan Önce 6’ncı yüzyılın ilk yarısında kurulan bir zeytinyağı işliğinde, zeytinyağı, o dönemde hiçbir işlikte uygulanmayan çok ileri bir teknolojiyle üretiliyordu. Klazomenaililer, yaklaşık 2500 yıl önce uyguladıkları bu yeniliklerle, zeytinyağı üretim kültürüne, çok önemli katkılar sağladılar. Zeytinyağı ayrıştırma işleminde birleşik kaplar esasına göre çalışan üç gözlü bir düzenek geliştirerek, kesintisiz üretimi ilk kez onlar gerçekleştirdi. Toplanmış zeytinleri kırmak için aynı mil etrafında dönen taş silindirleri ilk kez Klazomenaililer kullandı. Zeytinyağı üretiminde kapasiteyi artırmak için ilk kez büyük bir pres ve bucurgat, yani bu presi kaldırmaya yarayan alet kullanan da onlardı.
Klazomenai,
hiç şüphesiz o dönemin en önemli zeytinyağı merkezlerinden biriydi.
Klazomenai’de, zeytinyağı üretiminde devrim sayılabilecek yeniliklerin
uygulandığı bu işlikten başka, yine Milattan Önce 6’ncı yüzyıla tarihlenen iki
işlik daha belirlendi. Bu çalışmalar, Klazomenai’nin bir zeytinyağı cenneti
olduğunu çok net bir şekilde kanıtlıyor.
Günümüze döndüğümüzde zeytinyağının vatanının, binyıllar öncesinde olduğu gibi, yine Akdeniz olduğunu görüyoruz. Bugün zeytinyağı üretiminin % 98’i Akdeniz ülkeleri tarafından yapılıyor. Ve Akdenizliler, %78’lik bir oranla zeytinyağı tüketiminde de birinciler. Ancak dünyanın da zeytinyağının değerini keşfetmeye başladığını söylemek yanlış olmaz. Özellikle ABD, Kuzey Avrupa, Brezilya, Japonya, Avustralya ve Kanada, zeytinyağı pazarının hızla büyüdüğü ülkeler. Ve bu gelişen pazarlarda zeytinyağı; sağlık, lezzet, doğallık ve Akdenizli olmak kavramlarıyla birlikte düşünülüyor.
Türkiye’ye gelince… Önemli üreticilerinden biri olan Türkiye her yıl dünyanın %8-10 zeytinyağını üretiyor. Ne yazık ki zeytinyağını, üretiminin oldukça gerisinde tüketen bir ülke. Dünyada mutfağında “zeytinyağlılar” diye bir kavram bulunan tek ülke olmasına rağmen, Türkiye’nin tüketimde diğer Akdeniz ülkelerinin gerisinde kalması oldukça düşündürücü. Türkiye’de kişi başına zeytinyağı tüketimi, ortalama 1 lt. Oysa bu rakam İtalya’da 15 lt, Yunanistan’da 16 lt ,İspanya’da 18 lt’ya kadar çıkıyor. Bu tablo, ülkemizde zeytinyağı kültürüne katkıda bulunacak her adımın önemine dikkat çekiyor. Türk insanının bu mucizevi yağı tekrar keşfetmesi için, zeytinyağı dostlarına büyük bir görev düşüyor | |||||||||||||||||||||||||||||
| http://babakale.com/sayfalar/zeytin.htm | |||||||||||||||||||||||||||||